Amsterdam’a
gidince gidilmesi gereken bir yerde Anna Frank’ın evi. Anna Frank’ın
günlüklerini okumuş herkes, bu evi ya da şimdiki haliyle müzeyi mutlaka ziyaret
etmeli.
Anna
1942-1944 yılları arasında Prinsengracht 263 numarada bulunan bu evde yaşamış. Bu
müze, küçük Anne ve ailesi ile Van Pels ailesi ve Mr. Frit Pfeffer’in
Nazilerden saklandığı günlerin anısına yapılmış.
Müzede Anne Frank'ın günlüğünden alıntılar,
tarihi belgeler, fotoğraflar ve film karelerinin yanı sıra orada saklanan ve
onlara yardım eden insanlara ait eşyalar da var. Anne'in orjinal günlüğü ve
diğer not defterleri de müzede sergilenmektedir. Müzede fotoğraf ya da video
çekemiyorsunuz.
Müze hafta içi her gün 09.00-21.00 arası açık.
Anna
Frank’ı tanımayanlar için bazı bilgiler;
Kaynak:
http://www.entoen.nu/annefrank/tr
Anne Frank, 1929 yılında Alman şehri Frankfurt'da
Musevi bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Aile, 1933 yazında Amsterdam'a
kaçtı. O yıl Hitler Almanya'da iktidara geldi ve Yahudileri ülke dışına sürme
politikasını başlattı.
Frank ailesi, Amsterdam'ın Rivierenbuurt mahallesinde
bir ev buldu. Anne, burada okula gitti ve Hollandaca öğrendi. Mayıs 1940'daki
işgalden sonra Alman hükümeti, Yahudileri halkın geriye kalan kısmından ayırmak
için bir takım kararlar aldı. Sınıf arkadaşlarından ve öğretmenlerinden zorla
ayırılıp bir Yahudi okuluna gönderilmesi Anne için çok üzücü bir andı. Etnik
kimliklerinin daha iyi anlaşılabilmesi için, bütün Yahudilere sokakta Davut
Yıldızı takma zorunluluğu getirildi. Sinema, kahvehane ya da tiyatro gibi
kamuya açık yerlere 'Yahudilerin Girmesi Yasaktır' yazısı asılmaya başladı.
Temmuz 1942 tarihinden itibaren Hollanda'daki Alman işgal kuvvetleri,
Yahudileri Doğu Avrupa'ya nakletmek amacıyla büyük bir operasyon başlattı.
Yahudi ailelere, doğuda çalışmak için valizlerini hazırlamaları yazılı olarak
bildirildi. Evlerinden alınıp Drenthe bölgesindeki Westerbork'ta bulunan geçici
kampa gitmek üzere trene dolduruldular ve oradan da Doğu Avrupa'daki ölüm
kamplarına getirildiler. Hollanda'dan gönderilen 100.000'den fazla Yahudi
erkek, kadın ve çocuk bu kamplarda öldürüldü. Toplamda yaklaşık altı milyon
Avrupalı Yahudi öldürüldü.
Frank ailesi, Amsterdam Prinsengracht'taki baba
Frank'ın şirketinin arkasında bulunan bir evde, 1942'de diğer dört kişiyle
birlikte saklandılar. Anne, savaştan sonra tanındığı günlüğünü yazmaya burada
başladı. Genç ve azimli bir kız olarak, daracık ve sıkıcı bir odada oturup
deneyimlerini yazdı. İleriki dönemde -yeniden özgür olduğunda- yazar olmak
istiyordu. İki yıl boyunca Frank ailesi Almanlardan saklanmayı başardı, ancak
bir ihbardan sonra yakalandılar. Anne, 1945'te Bergen-Belsen'daki Alman toplama
kampında 15 yaşındayken öldü. Ablası da aynı kampta öldü. Annesi, Auschwitz
toplama kampında öldü. Babası Otto Frank, bu kampta hayatta kaldı ve
Polonya'dan geri döndü.
Savaştan sonra Otto Frank, ailenin evde saklanmasına
yardımcı olan Miep Gies'ten bir deste defter aldı. Bunlar kızı Anne Frank'ın
günlükleriydi. Baba, bu defterleri birkaç yayınevine götürüp gösterdi.
Günlükler, 1947'de 'Arka Ev' (Het Achterhuis) başlığıyla kitap olarak
yayınlandı. Eser, 1955 yılında tiyatroya uyarlandıktan sonra dünya çapında ün
kazandı. Tam da zamanında oldu, çünkü o tarihte ev hakkında yıkılma kararı
alınmıştı. Tarihi önemi ortaya çıkınca evle ilgili yıkım kararı durduruldu.